Sûre 9 · Ayet 47
التوبة
9. Tevbe Suresi · 47. Ayet
لَوْ خَرَجُوا۟ فِيكُم مَّا زَادُوكُمْ إِلَّا خَبَالًا وَلَأَوْضَعُوا۟ خِلَـٰلَكُمْ يَبْغُونَكُمُ ٱلْفِتْنَةَ وَفِيكُمْ سَمَّـٰعُونَ لَهُمْ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلظَّـٰلِمِينَ ﴿٤٧﴾
Lev haracû fikum ma zadûkum illa habalen ve le evdaû hilalekum yebgûnekumül fitnete ve fikum semmaûne lehum vallahu alimun biz zalimin.
Eğer içinizde sizinle beraber cihada çıkmış olsalardı, bozgunculuk etmekten başka şeye yaramayacaklardı ve aranıza fitne sokmak için uğraşacaklardı. İçinizde onların laflarına kanacaklar da vardı. Allah, o zalimleri iyi bilir
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | لَوۡLemma: لَو | Edat | eğer, keşke | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 2 | خَرَجُواْLemma: خَرَجَ | Fiil + İsim | çıkar | خرج | çıkmak |
| 3 | فِيكُمLemma: فِي | Edat + İsim | içinde | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 4 | مَّاLemma: ما | Edat | ne | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 5 | زَادُوكُمۡLemma: زادَ | Fiil + İsim | artar | زيد | artmak |
| 6 | إِلَّاLemma: إِلّا | Edat | ancak | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 7 | خَبَالٗاLemma: خَبال | İsim | bozgun | خبل | çılgınlık, akıl hastalığı, sapıklık, çıldırma |
| 8 | وَلَأَوۡضَعُواْLemma: أَوْضَعُ | Edat + Fiil + İsim | hızlanırlardı | وضع | koymak / doğurmak |
| 9 | خِلَٰلَكُمۡLemma: خِلال | İsim | aranızda | خلل | aralık/boşluk; arasından/içinden geçmek |
| 10 | يَبۡغُونَكُمُLemma: بَغَى | Fiil + İsim | istemek | بغي | istemek, aramak; haddi aşmak, azgınlık etmek |
| 11 | ٱلۡفِتۡنَةَLemma: فِتْنَة | Edat + İsim | fitne, imtihan | فتن | sınamak; fitneye düşürmek; ayartmak; azap/bela |
| 12 | وَفِيكُمۡLemma: فِي | Edat + İsim | içinde | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 13 | سَمَّـٰعُونَLemma: سَمّاع | İsim | işitir | سمع | işitmek |
| 14 | لَهُمۡۗ | Edat + İsim | onlar için | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 15 | وَٱللَّهُLemma: اللَّه | Edat + İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 16 | عَلِيمُۢLemma: عَلِيم | İsim | bilen, alim | علم | bilmek, bilgi, ilim |
| 17 | بِٱلظَّـٰلِمِينَLemma: ظالِم | Edat + İsim | zalim | ظلم | haksızlık etmek, zulmetmek |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.