Sûre 5 · Ayet 20
المائدة
5. Mâide Suresi · 20. Ayet
وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ يَـٰقَوْمِ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَةَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ جَعَلَ فِيكُمْ أَنۢبِيَآءَ وَجَعَلَكُم مُّلُوكًا وَءَاتَىٰكُم مَّا لَمْ يُؤْتِ أَحَدًا مِّنَ ٱلْعَـٰلَمِينَ ﴿٢٠﴾
Ve iz kale musa li kavmihı ya kavmizkuru nı'metellahi aleykum iz ceale fikum enbiyae ve cealekum mulukev ve atakum ma lem yu'ti ehadem minel alemin.
Musa kavmine şöyle demişti: "Ey kavmim! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. O, içinizden peygamberler çıkardı. Sizi hükümdarlar yaptı. Ve âlemlerde hiçbir kimseye vermediğini size verdi
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وَإِذۡLemma: إِذ | Edat + İsim | o zaman, -dığında | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 2 | قَالَLemma: قالَ | Fiil | der | قول | söylemek, söz |
| 3 | مُوسَىٰLemma: مُوسَى | İsim | Musa | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 4 | لِقَوۡمِهِۦLemma: قَوْم | Edat + İsim | kavim | قوم | ayağa kalkmak, ayakta durmak; kavim, topluluk |
| 5 | يَٰقَوۡمِLemma: قَوْم | Edat + İsim | kavim | قوم | ayağa kalkmak, ayakta durmak; kavim, topluluk |
| 6 | ٱذۡكُرُواْLemma: ذَكَرَ | Fiil + İsim | zikir | ذكر | hatırlamak, anmak; zikir |
| 7 | نِعۡمَةَLemma: نِعْمَة | İsim | nimet | نعم | nimet vermek, iyilik |
| 8 | ٱللَّهِLemma: اللَّه | İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 9 | عَلَيۡكُمۡLemma: عَلَى | Edat + İsim | sizin üzerinize | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 10 | إِذۡLemma: إِذ | İsim | o zaman, -dığında | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 11 | جَعَلَLemma: جَعَلَ | Fiil | kıldı, yaptı | جعل | kılmak, yapmak |
| 12 | فِيكُمۡLemma: فِي | Edat + İsim | içinde | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 13 | أَنۢبِيَآءَLemma: نَبِيّ | İsim | peygamber | نبأ | haber vermek |
| 14 | وَجَعَلَكُمLemma: جَعَلَ | Edat + Fiil + İsim | kıldı, yaptı | جعل | kılmak, yapmak |
| 15 | مُّلُوكٗاLemma: مَلِك | İsim | hükümdarlar | ملك | sahip olmak, hükmetmek; mülk |
| 16 | وَءَاتَىٰكُمLemma: آتَى | Edat + Fiil + İsim | geldi, getirdi | أتي | gelmek, getirmek |
| 17 | مَّاLemma: ما | İsim | ne | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 18 | لَمۡLemma: لَم | Edat | değil (geçmiş) | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 19 | يُؤۡتِLemma: آتَى | Fiil | vermişti | أتي | gelmek, getirmek |
| 20 | أَحَدٗاLemma: أَحَد | İsim | biri | أحد | birlik, teklik |
| 21 | مِّنَLemma: مِن | Edat | -den, -dan | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 22 | ٱلۡعَٰلَمِينَLemma: عالَم | Edat + İsim | alem, evren | علم | bilmek, bilgi, ilim |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.