Sûre 46 · Ayet 7
الأحقاف
46. Ahkâf Suresi · 7. Ayet
وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَـٰتُنَا بَيِّنَـٰتٍ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلْحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمْ هَـٰذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ ﴿٧﴾
Ve iza tutla aleyhim ayatuna beyyinatin kalel lezine keferu lil hakkı lemma caehum haza sıhrun mubin.
Bizim âyetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman inkâr edenler kendilerine gelen hak kitap için: "Bu apaçık bir büyüdür." dediler
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وَإِذَاLemma: إِذا | Edat + İsim | ne zaman, -dığında | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 2 | تُتۡلَىٰLemma: تَلَى | Fiil | okudu, takip etti | تلو | takip etmek; okumak/tilavet etmek |
| 3 | عَلَيۡهِمۡLemma: عَلَى | Edat + İsim | onlar üzerine | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 4 | ءَايَٰتُنَاLemma: آيَة | İsim | ayet, delil | أيي | alamet, işaret, ayet |
| 5 | بَيِّنَٰتٖLemma: بَيِّنَة | İsim | apaçık delil | بين | ayırmak, açıklamak, belli olmak |
| 6 | قَالَLemma: قالَ | Fiil | der | قول | söylemek, söz |
| 7 | ٱلَّذِينَLemma: الَّذِي | İsim | kimseler | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 8 | كَفَرُواْLemma: كَفَرَ | Fiil + İsim | inkâr ettiler | كفر | örtmek, inkâr etmek |
| 9 | لِلۡحَقِّLemma: حَقّ | Edat + İsim | hak | حقق | hak olmak, doğrulamak, gerçekleştirmek |
| 10 | لَمَّاLemma: لَمّا | İsim | ne zaman | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 11 | جَآءَهُمۡLemma: جاءَ | Fiil + İsim | gelir | جيأ | gelmek |
| 12 | هَٰذَاLemma: ذا | Edat + İsim | bu | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 13 | سِحۡرٞLemma: سِحْر | İsim | sihir | سحر | büyü yapmak; seher vakti |
| 14 | مُّبِينٌLemma: مُبِين | İsim | apaçık | بين | ayırmak, açıklamak, belli olmak |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.