Sûre 41 · Ayet 34
فصلت
41. Fussilet Suresi · 34. Ayet
وَلَا تَسْتَوِى ٱلْحَسَنَةُ وَلَا ٱلسَّيِّئَةُ ۚ ٱدْفَعْ بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ فَإِذَا ٱلَّذِى بَيْنَكَ وَبَيْنَهُۥ عَدَٰوَةٌ كَأَنَّهُۥ وَلِىٌّ حَمِيمٌ ﴿٣٤﴾
Ve la testevil hasenetu ve les seyyietu idfa' billetî hiye ahsenu feizellezî beyneke ve beynehu adavetun keennehu veliyyun hamîm.
Hem iyilik de bir değildir, kötülük de. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. O zaman seninle kendi arasında bir düşmanlık olan kişinin, sanki samimi bir dost gibi olduğunu görürsün
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وَلَاLemma: و | Edat | ve değil | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 2 | تَسۡتَوِيLemma: اسْتَوَى | Fiil | yerleşti, istiva etti | سوي | düzgün olmak |
| 3 | ٱلۡحَسَنَةُLemma: حَسَنَة | Edat + İsim | güzel | حسن | güzel olmak, güzellik |
| 4 | وَلَاLemma: و | Edat | ve değil | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 5 | ٱلسَّيِّئَةُۚLemma: سَيِّئَة | Edat + İsim | kötülük, günah | سوأ | kötü olmak |
| 6 | ٱدۡفَعۡLemma: دَفَعْ | Fiil | savmak | دفع | savmak / uzaklaştırmak |
| 7 | بِٱلَّتِيLemma: الَّذِي | Edat + İsim | o ki, olan | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 8 | هِيَ | İsim | O (kadın) | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 9 | أَحۡسَنُLemma: أَحْسَن | İsim | daha güzel | حسن | güzel olmak, güzellik |
| 10 | فَإِذَاLemma: ف | Edat | birden | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 11 | ٱلَّذِيLemma: الَّذِي | İsim | ki o | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 12 | بَيۡنَكَLemma: بَيْن | İsim | arasında | بين | ayırmak, açıklamak, belli olmak |
| 13 | وَبَيۡنَهُۥLemma: بَيْن | Edat + İsim | arasında | بين | ayırmak, açıklamak, belli olmak |
| 14 | عَدَٰوَةٞLemma: عَداوَة | İsim | düşmanlık | عدو | düşmanlık etmek; sınırı aşmak; saldırmak |
| 15 | كَأَنَّهُۥLemma: كَأَنّ | Edat + İsim | sanki, öyle ki, adeta | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 16 | وَلِيٌّLemma: وَلِيّ | İsim | dost, veli | ولي | yakın olmak, korumak; veli |
| 17 | حَمِيمٞLemma: حَمِيم | İsim | samimi | حمم | kaynar su; sıcaklık; yakın dost/hamîm bağlamı |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.