Sûre 4 · Ayet 129
النساء
4. Nisâ Suresi · 129. Ayet
وَلَن تَسْتَطِيعُوٓا۟ أَن تَعْدِلُوا۟ بَيْنَ ٱلنِّسَآءِ وَلَوْ حَرَصْتُمْ ۖ فَلَا تَمِيلُوا۟ كُلَّ ٱلْمَيْلِ فَتَذَرُوهَا كَٱلْمُعَلَّقَةِ ۚ وَإِن تُصْلِحُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا ﴿١٢٩﴾
Ve len testetiu en ta'dilu beynennisai ve lev harastum fela temilu kullel meyli feteseruha kel muallakati ve in tuslihu ve tetteku fe innellahe kane gafuran rahima
Kadınlarınız arasında her yönden adaletli davranmaya ne kadar uğraşsanız buna güç yetiremezsiniz. Bari birisine tamamen kapılıp da diğerini askıya alınmış gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir ve haksızlıktan korunursanız, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وَلَنLemma: و | Edat | ve | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 2 | تَسۡتَطِيعُوٓاْLemma: اسْتَطاعَ | Fiil + İsim | güç yetirdi | طوع | itaat etmek |
| 3 | أَنLemma: أَن | Edat | şüphesiz, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 4 | تَعۡدِلُواْLemma: عَدَلَ | Fiil + İsim | adalet | عدل | adaletli olmak / dengelemek |
| 5 | بَيۡنَLemma: بَيْن | İsim | arasında | بين | ayırmak, açıklamak, belli olmak |
| 6 | ٱلنِّسَآءِLemma: نِساء | Edat + İsim | kadınlarınız | نسو | unutmak |
| 7 | وَلَوۡLemma: و | Edat | eğer bile | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 8 | حَرَصۡتُمۡۖLemma: حَرَصْ | Fiil + İsim | arzulamak | حرص | istemek |
| 9 | فَلَاLemma: ف | Edat | artık değil | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 10 | تَمِيلُواْLemma: يَمِيلُ | Fiil + İsim | meyletmek | ميل | sapmak / meyletmek |
| 11 | كُلَّLemma: كُلّ | İsim | hepsi | كلل | bütün, tamamı |
| 12 | ٱلۡمَيۡلِLemma: مَيْل | Edat + İsim | sapma | ميل | sapmak / meyletmek |
| 13 | فَتَذَرُوهَاLemma: يَذَرَ | Edat + Fiil + İsim | bırakmak | وذر | bırakmak |
| 14 | كَٱلۡمُعَلَّقَةِۚLemma: مُعَلَّقَة | Edat + İsim | askıda kalan | علق | yapışmak/asılı kalmak; alaka/bağ; embriyo pıhtısı |
| 15 | وَإِنLemma: و | Edat | ve | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 16 | تُصۡلِحُواْLemma: أَصْلَحَ | Fiil + İsim | ıslah, iyi olmak | صلح | ıslah, iyi olmak |
| 17 | وَتَتَّقُواْLemma: اتَّقَى | Edat + Fiil + İsim | sakındı, korundu | وقي | korumak, sakınmak; takva |
| 18 | فَإِنَّLemma: ف | Edat | şüphesiz | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 19 | ٱللَّهَLemma: اللَّه | İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 20 | كَانَLemma: كانَ | Fiil | idi | كون | olmak, var olmak |
| 21 | غَفُورٗاLemma: غَفُور | İsim | çok bağışlayan | غفر | örtmek, bağışlamak |
| 22 | رَّحِيمٗاLemma: رَحِيم | İsim | rahim | رحم | merhamet etmek, rahmet |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.