Sûre 3 · Ayet 86
آل عمران
3. Âl-i İmrân Suresi · 86. Ayet
كَيْفَ يَهْدِى ٱللَّهُ قَوْمًا كَفَرُوا۟ بَعْدَ إِيمَـٰنِهِمْ وَشَهِدُوٓا۟ أَنَّ ٱلرَّسُولَ حَقٌّ وَجَآءَهُمُ ٱلْبَيِّنَـٰتُ ۚ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ ﴿٨٦﴾
Keyfe yehdillahu kavmen keferu ba'de imanihim ve şehidu enner rasule hakkun ve caehumul beyyinat vallahu la yehdil kavmez zalimin.
İnandıktan, Peygamber'in hak olduğuna şehadet ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra, inkâra sapan bir milleti Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalimler güruhunu doğru yola iletmez
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | كَيۡفَLemma: كَيْف | İsim | nasıl | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 2 | يَهۡدِيLemma: هَدَى | Fiil | hidayet etti | هدي | yol göstermek, hidayet etmek |
| 3 | ٱللَّهُLemma: اللَّه | İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 4 | قَوۡمٗاLemma: قَوْم | İsim | kavim | قوم | ayağa kalkmak, ayakta durmak; kavim, topluluk |
| 5 | كَفَرُواْLemma: كَفَرَ | Fiil + İsim | inkâr ettiler | كفر | örtmek, inkâr etmek |
| 6 | بَعۡدَLemma: بَعْد | İsim | sonra, ardından | بعد | uzak olmak, sonra gelmek |
| 7 | إِيمَٰنِهِمۡLemma: إِيمان | İsim | İman etti | أمن | güvenmek, emin olmak, inanmak |
| 8 | وَشَهِدُوٓاْLemma: شَهِدَ | Edat + Fiil + İsim | şahitlik etti | شهد | şahitlik etmek |
| 9 | أَنَّLemma: أَنّ | Edat | şüphesiz, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 10 | ٱلرَّسُولَLemma: رَسُول | Edat + İsim | elçi | رسل | göndermek, elçilik |
| 11 | حَقّٞLemma: حَقّ | İsim | hak | حقق | hak olmak, doğrulamak, gerçekleştirmek |
| 12 | وَجَآءَهُمُLemma: جاءَ | Edat + Fiil + İsim | gelir | جيأ | gelmek |
| 13 | ٱلۡبَيِّنَٰتُۚLemma: بَيِّنَة | Edat + İsim | apaçık delil | بين | ayırmak, açıklamak, belli olmak |
| 14 | وَٱللَّهُLemma: اللَّه | Edat + İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 15 | لَاLemma: لا | Edat | değil / yok | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 16 | يَهۡدِيLemma: هَدَى | Fiil | hidayet etti | هدي | yol göstermek, hidayet etmek |
| 17 | ٱلۡقَوۡمَLemma: قَوْم | Edat + İsim | kavim | قوم | ayağa kalkmak, ayakta durmak; kavim, topluluk |
| 18 | ٱلظَّـٰلِمِينَLemma: ظالِم | Edat + İsim | zalim | ظلم | haksızlık etmek, zulmetmek |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.