Sûre 3 · Ayet 23
آل عمران
3. Âl-i İmrân Suresi · 23. Ayet
أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ نَصِيبًا مِّنَ ٱلْكِتَـٰبِ يُدْعَوْنَ إِلَىٰ كِتَـٰبِ ٱللَّهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ يَتَوَلَّىٰ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ وَهُم مُّعْرِضُونَ ﴿٢٣﴾
E lem tera ilellezine utu nasiben minel kitabi yüd'avne ila kitabillahi li yahküme beynehüm sümme yetevella ferikun minhüm ve hüm mu'ridun
Görmüyor musun, o kendilerine kitaptan bir nasip verilmiş olanlar, aralarında hüküm vermek için Allah'ın kitabına davet olunuyorlar da, sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyorlar
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | أَلَمۡLemma: أ | İsim + Edat | mı? (soru) | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 2 | تَرَLemma: رَأَى | Fiil | görür | رأي | görmek, düşünmek |
| 3 | إِلَىLemma: إِلَى | Edat | -e, -a doğru | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 4 | ٱلَّذِينَLemma: الَّذِي | İsim | kimseler | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 5 | أُوتُواْLemma: آتَى | Fiil + İsim | verildi | أتي | gelmek, getirmek |
| 6 | نَصِيبٗاLemma: نَصِيب | İsim | pay | نصب | pay / dikmek / yorgunluk |
| 7 | مِّنَLemma: مِن | Edat | -den, -dan | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 8 | ٱلۡكِتَٰبِLemma: كِتاب | Edat + İsim | kitap | كتب | yazmak, kitap, farz kılmak |
| 9 | يُدۡعَوۡنَLemma: دَعا | Fiil + İsim | duaları | دعو | çağırmak, dua etmek |
| 10 | إِلَىٰLemma: إِلَى | Edat | -e, -a doğru | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 11 | كِتَٰبِLemma: كِتاب | İsim | kitap | كتب | yazmak, kitap, farz kılmak |
| 12 | ٱللَّهِLemma: اللَّه | İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 13 | لِيَحۡكُمَLemma: حَكَمَ | Edat + Fiil | hükmeder | حكم | hükmetmek; hüküm, hikmet |
| 14 | بَيۡنَهُمۡLemma: بَيْن | İsim | arasında | بين | ayırmak, açıklamak, belli olmak |
| 15 | ثُمَّLemma: ثُمّ | Edat | sonra, ardından | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 16 | يَتَوَلَّىٰLemma: تَوَلَّى | Fiil | yüz çevirdi | ولي | yakın olmak, korumak; veli |
| 17 | فَرِيقٞLemma: فَرِيق | İsim | ayırmak | فرق | ayırmak |
| 18 | مِّنۡهُمۡLemma: مِن | Edat + İsim | onlardan | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 19 | وَهُمLemma: هُم | Edat + İsim | onlar | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 20 | مُّعۡرِضُونَLemma: مُعْرِض | İsim | yüz çevirenler | عرض | ortaya koymak |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.