Sûre 3 · Ayet 184
آل عمران
3. Âl-i İmrân Suresi · 184. Ayet
فَإِن كَذَّبُوكَ فَقَدْ كُذِّبَ رُسُلٌ مِّن قَبْلِكَ جَآءُو بِٱلْبَيِّنَـٰتِ وَٱلزُّبُرِ وَٱلْكِتَـٰبِ ٱلْمُنِيرِ ﴿١٨٤﴾
Fe in kezzebuke fekad kuzzibe rusulun min kablike cau bil beyyinati vezzuburi vel kitabil munir.
Eğer seni yalanladılarsa, senden önce açık deliller, hikmetli sayfalar ve aydınlatıcı kitap getiren peygamberler de yalanlanmıştı
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فَإِنLemma: ف | Edat | eğer | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 2 | كَذَّبُوكَLemma: كَذَّبَ | Fiil + İsim | yalanlar | كذب | yalan söylemek, yalanlamak |
| 3 | فَقَدۡLemma: ف | Edat | gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 4 | كُذِّبَLemma: كَذَّبَ | Fiil | yalanlar | كذب | yalan söylemek, yalanlamak |
| 5 | رُسُلٞLemma: رَسُول | İsim | elçi | رسل | göndermek, elçilik |
| 6 | مِّنLemma: مِن | Edat | -den, -dan | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 7 | قَبۡلِكَLemma: قَبْل | İsim | önce | قبل | önce olmak, önünde olmak |
| 8 | جَآءُوLemma: جاءَ | Fiil + İsim | gelir | جيأ | gelmek |
| 9 | بِٱلۡبَيِّنَٰتِLemma: بَيِّنَة | Edat + İsim | apaçık delil | بين | ayırmak, açıklamak, belli olmak |
| 10 | وَٱلزُّبُرِLemma: زُبُر | Edat + İsim | kitaplar | زبر | yazmak; kitap/sahifeler; büyük parça/kütle |
| 11 | وَٱلۡكِتَٰبِLemma: كِتاب | Edat + İsim | kitap | كتب | yazmak, kitap, farz kılmak |
| 12 | ٱلۡمُنِيرِLemma: مُنِير | Edat + İsim | nur | نور | aydın olmak, ışık |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.