Sûre 29 · Ayet 36
العنكبوت
29. Ankebût Suresi · 36. Ayet
وَإِلَىٰ مَدْيَنَ أَخَاهُمْ شُعَيْبًا فَقَالَ يَـٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَٱرْجُوا۟ ٱلْيَوْمَ ٱلْـَٔاخِرَ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ ﴿٣٦﴾
Ve ila medyene ehahum şuayben fe kale ya kavmi'budullahe vercul yevmel ahıra ve la ta'sev fil erdı mufsidin
Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı gönderdik ve Şuayb, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, ahiret gününe ümit bağlayın, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın!" dedi
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وَإِلَىٰLemma: و | Edat | ve -e doğru | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 2 | مَدۡيَنَLemma: مَدْيَن | İsim | medyen | مدن | şehir/yerleşim yeri; Medyen/Medine bağlamı |
| 3 | أَخَاهُمۡLemma: أَخ | İsim | kardeş | أخو | kardeşlik, yakınlık |
| 4 | شُعَيۡبٗاLemma: شُعَيْب | İsim | şuayb | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 5 | فَقَالَLemma: قالَ | Edat + Fiil | der | قول | söylemek, söz |
| 6 | يَٰقَوۡمِLemma: قَوْم | Edat + İsim | kavim | قوم | ayağa kalkmak, ayakta durmak; kavim, topluluk |
| 7 | ٱعۡبُدُواْLemma: عَبَدَ | Fiil + İsim | kul | عبد | ibadet etmek, kulluk etmek; kul |
| 8 | ٱللَّهَLemma: اللَّه | İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 9 | وَٱرۡجُواْLemma: يَرْجُوا۟ | Edat + Fiil + İsim | ummak | رجو | ummak |
| 10 | ٱلۡيَوۡمَLemma: يَوْم | Edat + İsim | gün | يوم | gün, zaman |
| 11 | ٱلۡأٓخِرَLemma: آخِر | Edat + İsim | başka, diğer | أخر | ertelemek, sonra olmak |
| 12 | وَلَاLemma: و | Edat | ve değil | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 13 | تَعۡثَوۡاْLemma: تَعْثَ | Fiil + İsim | bozgunculuk yapmak | عثو | bozgunculuk yapmak |
| 14 | فِيLemma: فِي | Edat | i̇çinde | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 15 | ٱلۡأَرۡضِLemma: أَرْض | Edat + İsim | yeryüzü | أرض | yeryüzü, toprak |
| 16 | مُفۡسِدِينَLemma: مُفْسِد | İsim | bozguncular | فسد | bozulmak |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.