Sûre 27 · Ayet 24
النمل
27. Neml Suresi · 24. Ayet
وَجَدتُّهَا وَقَوْمَهَا يَسْجُدُونَ لِلشَّمْسِ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيْطَـٰنُ أَعْمَـٰلَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ ٱلسَّبِيلِ فَهُمْ لَا يَهْتَدُونَ ﴿٢٤﴾
Vecedtüha ve kavmeha yescüdune lişşemsi min dunillahi ve zeyyene lehümü şeytanü a'malehüm fesaddehüm anis sebili fehüm la yehtedun
Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan, kendilerine yaptıklarını süslü göstermiş de onları doğru yoldan alıkoymuş. Bunun için hidayete giremiyorlar
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وَجَدتُّهَاLemma: وَجَدَ | Fiil + İsim | bulur | وجد | bulmak |
| 2 | وَقَوۡمَهَاLemma: قَوْم | Edat + İsim | kavim | قوم | ayağa kalkmak, ayakta durmak; kavim, topluluk |
| 3 | يَسۡجُدُونَLemma: سَجَدَ | Fiil + İsim | secde ederler | سجد | secde etmek |
| 4 | لِلشَّمۡسِLemma: شَمْس | Edat + İsim | güneş | شمس | güneş, parlak, ışık, aydınlık |
| 5 | مِنLemma: مِن | Edat | -den, -dan | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 6 | دُونِLemma: دُون | İsim | başka, dışında | دون | altında olmak, dışında |
| 7 | ٱللَّهِLemma: اللَّه | İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 8 | وَزَيَّنَLemma: زَيَّنَ | Edat + Fiil | süslemek | زين | süslemek |
| 9 | لَهُمُ | Edat + İsim | onlar için | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 10 | ٱلشَّيۡطَٰنُLemma: شَيْطان | Edat + İsim | şeytan | شطن | şeytan, uzaklık |
| 11 | أَعۡمَٰلَهُمۡLemma: عَمَل | İsim | amel, iş | عمل | iş yapmak, amel |
| 12 | فَصَدَّهُمۡLemma: صَدَّ | Edat + Fiil + İsim | alıkoymak | صدد | engellemek |
| 13 | عَنِLemma: عَن | Edat | hakkında, -den | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 14 | ٱلسَّبِيلِLemma: سَبِيل | Edat + İsim | yol | سبل | yol |
| 15 | فَهُمۡ | Edat + İsim | böylece onlar | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 16 | لَاLemma: لا | Edat | değil / yok | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 17 | يَهۡتَدُونَLemma: اهْتَدَى | Fiil + İsim | hidayete erdi | هدي | yol göstermek, hidayet etmek |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.