Sûre 2 · Ayet 194
البقرة
2. Bakara Suresi · 194. Ayet
ٱلشَّهْرُ ٱلْحَرَامُ بِٱلشَّهْرِ ٱلْحَرَامِ وَٱلْحُرُمَـٰتُ قِصَاصٌ ۚ فَمَنِ ٱعْتَدَىٰ عَلَيْكُمْ فَٱعْتَدُوا۟ عَلَيْهِ بِمِثْلِ مَا ٱعْتَدَىٰ عَلَيْكُمْ ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلْمُتَّقِينَ ﴿١٩٤﴾
Eşşehru'l-haramu bilşşehri'l-harami ve'l-hurumatu kısasun femeni'teda aleykum fe'tedu aleyhi bimişli ma'teda aleykum vettekullahe va'lemu ennallahe mea'l-muttakin.
Hürmetli ay hürmetli aya ve bütün hürmetler birbirine karşılıktır. O halde kim size saldırdıysa, siz de ona yaptığı saldırının aynıyle saldırın da ileri gitmeye Allah'tan korkun ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ٱلشَّهۡرُLemma: شَهْر | Edat + İsim | Ay (zaman) | شهر | ay; meşhur/açık olmak |
| 2 | ٱلۡحَرَامُLemma: حَرام | Edat + İsim | haram | حرم | haram, kutsal |
| 3 | بِٱلشَّهۡرِLemma: شَهْر | Edat + İsim | Ay (zaman) | شهر | ay; meşhur/açık olmak |
| 4 | ٱلۡحَرَامِLemma: حَرام | Edat + İsim | haram | حرم | haram, kutsal |
| 5 | وَٱلۡحُرُمَٰتُLemma: حُرُمَة | Edat + İsim | haram kıldı | حرم | haram, kutsal |
| 6 | قِصَاصٞۚLemma: قِصاص | İsim | kısas | قصص | takip etmek/iz sürmek; anlatmak; kıssa/hikâye |
| 7 | فَمَنِLemma: مَن | Edat + İsim | kim | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 8 | ٱعۡتَدَىٰLemma: اعْتَدَى | Fiil | düşman | عدو | düşmanlık etmek; sınırı aşmak; saldırmak |
| 9 | عَلَيۡكُمۡLemma: عَلَى | Edat + İsim | sizin üzerinize | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 10 | فَٱعۡتَدُواْLemma: اعْتَدَى | Edat + Fiil + İsim | düşman | عدو | düşmanlık etmek; sınırı aşmak; saldırmak |
| 11 | عَلَيۡهِLemma: عَلَى | Edat + İsim | onun üzerine | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 12 | بِمِثۡلِLemma: مِثْل | Edat + İsim | gibi, benzer | مثل | örnek, misal |
| 13 | مَاLemma: ما | İsim | ne / şey | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 14 | ٱعۡتَدَىٰLemma: اعْتَدَى | Fiil | haddi aştı | عدو | düşmanlık etmek; sınırı aşmak; saldırmak |
| 15 | عَلَيۡكُمۡۚLemma: عَلَى | Edat + İsim | sizin üzerinizde, üzerinize | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 16 | وَٱتَّقُواْLemma: اتَّقَى | Edat + Fiil + İsim | sakındı, korundu | وقي | korumak, sakınmak; takva |
| 17 | ٱللَّهَLemma: اللَّه | İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 18 | وَٱعۡلَمُوٓاْLemma: عَلِمَ | Edat + Fiil + İsim | bilmek, bilgi | علم | bilmek, bilgi, ilim |
| 19 | أَنَّLemma: أَنّ | Edat | şüphesiz, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 20 | ٱللَّهَLemma: اللَّه | İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 21 | مَعَLemma: مَع | İsim | ile beraber | معي | beraberlik, eşlik; birlikte bulunma |
| 22 | ٱلۡمُتَّقِينَLemma: مُتَّقي | Edat + İsim | Takva sahibi | وقي | korumak, sakınmak; takva |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.