Sûre 12 · Ayet 90
يوسف
12. Yûsuf Suresi · 90. Ayet
قَالُوٓا۟ أَءِنَّكَ لَأَنتَ يُوسُفُ ۖ قَالَ أَنَا۠ يُوسُفُ وَهَـٰذَآ أَخِى ۖ قَدْ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَيْنَآ ۖ إِنَّهُۥ مَن يَتَّقِ وَيَصْبِرْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُحْسِنِينَ ﴿٩٠﴾
Kalu einneke le ente yusufu kale ene yusufu ve haza ehî kad mennallahu aleyna innehu men yettekı ve yasbir fe innallahe la yudîu ecral muhsinin.
Onlar "Yoksa sen, sahiden Yusuf musun?" dediler. O da "Ben Yusuf'um, bu da kardeşim" dedi, "Doğrusu Allah, bizi, lutfuyla nimetlendirdi. Gerçekten de kim Allah'dan korkar ve sabrederse, Allah, muhakkak ki, güzel işler yapanların mükafatını zayi etmez
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | قَالُوٓاْLemma: قالَ | Fiil + İsim | der | قول | söylemek, söz |
| 2 | أَءِنَّكَLemma: أ | İsim + Edat | mı? (soru) | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 3 | لَأَنتَ | Edat + İsim | sen | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 4 | يُوسُفُۖLemma: يُوسُف | İsim | yusuf | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 5 | قَالَLemma: قالَ | Fiil | der | قول | söylemek, söz |
| 6 | أَنَا۠ | İsim | ben | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 7 | يُوسُفُLemma: يُوسُف | İsim | yusuf | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 8 | وَهَٰذَآLemma: ذا | Edat + İsim | İşte o | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 9 | أَخِيۖLemma: أَخ | İsim | kardeş | أخو | kardeşlik, yakınlık |
| 10 | قَدۡLemma: قَد | Edat | muhakkak, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 11 | مَنَّLemma: مَنَّ | Fiil | lütfetti | منن | lütfetmek / başa kakmak |
| 12 | ٱللَّهُLemma: اللَّه | İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 13 | عَلَيۡنَآۖLemma: عَلَى | Edat + İsim | üzerimize, bize karşı | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 14 | إِنَّهُۥLemma: إِنّ | Edat + İsim | şüphesiz o | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 15 | مَنLemma: مَن | İsim | kim | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 16 | يَتَّقِLemma: اتَّقَى | Fiil | sakındı, korundu | وقي | korumak, sakınmak; takva |
| 17 | وَيَصۡبِرۡLemma: صَبَرَ | Edat + Fiil | sabır | صبر | sabretmek |
| 18 | فَإِنَّLemma: ف | Edat | şüphesiz | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 19 | ٱللَّهَLemma: اللَّه | İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 20 | لَاLemma: لا | Edat | değil / yok | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 21 | يُضِيعُLemma: أَضاعُ | Fiil | zayi etmek | ضيع | zayi etmek / boşa çıkarmak |
| 22 | أَجۡرَLemma: أَجْر | İsim | ecir | أجر | ücret, ecir, karşılık, ödül |
| 23 | ٱلۡمُحۡسِنِينَLemma: مُحْسِن | Edat + İsim | güzel | حسن | güzel olmak, güzellik |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.