Sûre 12 · Ayet 101
يوسف
12. Yûsuf Suresi · 101. Ayet
۞ رَبِّ قَدْ ءَاتَيْتَنِى مِنَ ٱلْمُلْكِ وَعَلَّمْتَنِى مِن تَأْوِيلِ ٱلْأَحَادِيثِ ۚ فَاطِرَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ أَنتَ وَلِىِّۦ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ ۖ تَوَفَّنِى مُسْلِمًا وَأَلْحِقْنِى بِٱلصَّـٰلِحِينَ ﴿١٠١﴾
Rabbî kad ateytenî minel mulki ve allemtenî min te'vîlil ehadîsi fatıras semavati vel ardı ente veliyyî fid dunya vel ahırati teveffenî muslimen ve elhıknî bis salihîn.
Ey Rabbim! Sen bana dünya mülkünden nasip verdin ve bana rüyaların tabirinden bir ilim öğrettin. Ey gökleri ve yeri yoktan var eden Rabbim! Benim velim sensin, benim canımı müslüman olarak al ve beni salih kulların arasına kat!" {*} Hasılı, ne zamanki, Yusuf'a vardılar, yani Yusuf'un daha önce kardeşlerine tenbih edip istediği gibi, başta babaları olmak üzere bütün aile bireyleri topluca Mısır'a gelip Yusuf'un yanına vardılar. Rivayet olunur ki, Yusuf ve Melik, yanlarında dört bin asker, birtakım devlet adamları ve Mısır halkından çok sayıda insan, gelen kafileyi karşılamaya çıkmışlardı. Yakub Aleyhisselam, oğlu Yahuda'ya dayanarak yürüyordu, karşıdan gelen kafileye ve atlılara bakıp, "Ey Yahuda, şu karşıdaki adam Mısır'ın Firavun'u mu?" diye sordu. O da "Hayır, Firavun değil, oğlun" dedi. Yaklaştıkları zaman Yusuf'dan önce Yakup selam verdi ve "Selam sana ey hüzünleri gideren" dedi{*}ilh
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ۞رَبِّLemma: رَبّ | İsim | rab | ربب | terbiye etmek, yetiştirmek, yönetmek; Rab |
| 2 | قَدۡLemma: قَد | Edat | muhakkak, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 3 | ءَاتَيۡتَنِيLemma: آتَى | Fiil + İsim | geldi, getirdi | أتي | gelmek, getirmek |
| 4 | مِنَLemma: مِن | Edat | -den, -dan | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 5 | ٱلۡمُلۡكِLemma: مُلْك | Edat + İsim | mülk, egemenlik | ملك | sahip olmak, hükmetmek; mülk |
| 6 | وَعَلَّمۡتَنِيLemma: عَلَّمَ | Edat + Fiil + İsim | bilmek, bilgi | علم | bilmek, bilgi, ilim |
| 7 | مِنLemma: مِن | Edat | -den, -dan | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 8 | تَأۡوِيلِLemma: تَأْوِيل | İsim | tevil | أول | ilk olmak, başlangıç; (أولو/أولات) sahip olanlar, -e sahip |
| 9 | ٱلۡأَحَادِيثِۚLemma: حَدِيث | Edat + İsim | hadis, olmak | حدث | hadis, olmak |
| 10 | فَاطِرَLemma: فاطِر | İsim | yaratıcı | فطر | yaratmak / yarıp açmak |
| 11 | ٱلسَّمَٰوَٰتِLemma: سَماء | Edat + İsim | gökler | سمو | yükselmek; isim |
| 12 | وَٱلۡأَرۡضِLemma: أَرْض | Edat + İsim | ve yeryüzü | أرض | yeryüzü, toprak |
| 13 | أَنتَ | İsim | sen | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 14 | وَلِيِّۦLemma: وَلِيّ | İsim | dost, veli | ولي | yakın olmak, korumak; veli |
| 15 | فِيLemma: فِي | Edat | i̇çinde | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 16 | ٱلدُّنۡيَاLemma: دُنْيا | Edat + İsim | dünya | دنو | yaklaşmak, yakın olmak |
| 17 | وَٱلۡأٓخِرَةِۖLemma: آخِر | Edat + İsim | ahiret | أخر | ertelemek, sonra olmak |
| 18 | تَوَفَّنِيLemma: تَوَفَّى | Fiil + İsim | ölmek | وفي | eksiksiz yerine getirmek |
| 19 | مُسۡلِمٗاLemma: مُسْلِم | İsim | müslümanlar | سلم | barış, selam, teslimiyet, esenlik |
| 20 | وَأَلۡحِقۡنِيLemma: أَلْحَقْ | Edat + Fiil + İsim | katılmak | لحق | katılmak / yetişmek |
| 21 | بِٱلصَّـٰلِحِينَLemma: صالِح | Edat + İsim | salih | صلح | ıslah, iyi olmak |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.