Sûre 8 · Ayet 12
الأنفال
8. Enfâl Suresi · 12. Ayet
إِذْ يُوحِى رَبُّكَ إِلَى ٱلْمَلَـٰٓئِكَةِ أَنِّى مَعَكُمْ فَثَبِّتُوا۟ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ۚ سَأُلْقِى فِى قُلُوبِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱلرُّعْبَ فَٱضْرِبُوا۟ فَوْقَ ٱلْأَعْنَاقِ وَٱضْرِبُوا۟ مِنْهُمْ كُلَّ بَنَانٍ ﴿١٢﴾
İz yuhi rabbuke ilel melaiketi enni meakum fesebbitullezine amenu seulkı fi kulubillezine keferur ru'be fadribu fevkal a'nakı vadribu minhum kulle benanin
İşte o anda Rabbin meleklere şöyle vahyediyordu: Ben sizinle beraberim, müminlere sebat verin. Kâfirlerin yüreğine korku salacağım, hemen boyunlarının üstüne vurun, parmaklarına, parmaklarına vurun
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | إِذۡLemma: إِذ | İsim | o zaman, -dığında | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 2 | يُوحِيLemma: أَوْحَى | Fiil | vahyeder | وحي | vahyetmek |
| 3 | رَبُّكَLemma: رَبّ | İsim | rab | ربب | terbiye etmek, yetiştirmek, yönetmek; Rab |
| 4 | إِلَىLemma: إِلَى | Edat | -e, -a doğru | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 5 | ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِLemma: مَلَك | Edat + İsim | melekler | ملك | sahip olmak, hükmetmek; mülk |
| 6 | أَنِّيLemma: أَنّ | Edat + İsim | ben | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 7 | مَعَكُمۡLemma: مَع | İsim | ile beraber | معي | beraberlik, eşlik; birlikte bulunma |
| 8 | فَثَبِّتُواْLemma: ثَبَّتْ | Edat + Fiil + İsim | sağlamlaştırmak | ثبت | sağlamlaştırmak / sabit kılmak |
| 9 | ٱلَّذِينَLemma: الَّذِي | İsim | kimseler | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 10 | ءَامَنُواْۚLemma: آمَنَ | Fiil + İsim | İman etti | أمن | güvenmek, emin olmak, inanmak |
| 11 | سَأُلۡقِيLemma: أَلْقَى | Edat + Fiil | attı, bıraktı | لقي | karşılaşmak |
| 12 | فِيLemma: فِي | Edat | i̇çinde | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 13 | قُلُوبِLemma: قَلْب | İsim | kalp | قلب | dönmek, kalp |
| 14 | ٱلَّذِينَLemma: الَّذِي | İsim | kimseler | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 15 | كَفَرُواْLemma: كَفَرَ | Fiil + İsim | inkâr ettiler | كفر | örtmek, inkâr etmek |
| 16 | ٱلرُّعۡبَLemma: رُعْب | Edat + İsim | korku | رعب | korku, dehşet, korkutmak, heybet |
| 17 | فَٱضۡرِبُواْLemma: ضَرَبَ | Edat + Fiil + İsim | vurdu, örnek verdi | ضرب | vurmak; örnek vermek; yola çıkmak/dolaşmak |
| 18 | فَوۡقَLemma: فَوْق | İsim | üstünde | فوق | üst, yukarı |
| 19 | ٱلۡأَعۡنَاقِLemma: عُنُق | Edat + İsim | boyunlar | عنق | boyun; ense |
| 20 | وَٱضۡرِبُواْLemma: ضَرَبَ | Edat + Fiil + İsim | vurdu, örnek verdi | ضرب | vurmak; örnek vermek; yola çıkmak/dolaşmak |
| 21 | مِنۡهُمۡLemma: مِن | Edat + İsim | onlardan | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 22 | كُلَّLemma: كُلّ | İsim | hepsi | كلل | bütün, tamamı |
| 23 | بَنَانٖLemma: بَنان | İsim | parmak uçları | بنن | inşa etmek, kurmak, yapılandırmak, oluşturmak |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.