Sûre 7 · Ayet 129
الأعراف
7. A'râf Suresi · 129. Ayet
قَالُوٓا۟ أُوذِينَا مِن قَبْلِ أَن تَأْتِيَنَا وَمِنۢ بَعْدِ مَا جِئْتَنَا ۚ قَالَ عَسَىٰ رَبُّكُمْ أَن يُهْلِكَ عَدُوَّكُمْ وَيَسْتَخْلِفَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ ﴿١٢٩﴾
Kalu uzina min kabli en tetiyana ve min ba'di ma ci'tena. Kale asa rabbukum en yuhlike aduvvekum ve yestahlifekum fil ardı feyenzura keyfe ta'melun.
Kavmi de dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de eziyet gördük, sen geldikten sonra da." Musa dedi ki: "Umulur ki, Rabbiniz düşmanlarınızı helak edip de sizi yeryüzünde halife kılacaktır ve sizin nasıl işler yaptığınıza bakacaktır
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | قَالُوٓاْLemma: قالَ | Fiil + İsim | der | قول | söylemek, söz |
| 2 | أُوذِينَاLemma: أُوذِيَ | Fiil + İsim | eziyet görmek | أذي | eziyet, incitmek, rahatsız etmek, zarar vermek |
| 3 | مِنLemma: مِن | Edat | -den, -dan | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 4 | قَبۡلِLemma: قَبْل | İsim | önce | قبل | önce olmak, önünde olmak |
| 5 | أَنLemma: أَن | Edat | şüphesiz, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 6 | تَأۡتِيَنَاLemma: أَتَى | Fiil + İsim | geldi, getirdi | أتي | gelmek, getirmek |
| 7 | وَمِنۢLemma: و | Edat | ve | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 8 | بَعۡدِLemma: بَعْد | İsim | sonra, ardından | بعد | uzak olmak, sonra gelmek |
| 9 | مَاLemma: ما | Edat | ne / şey | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 10 | جِئۡتَنَاۚLemma: جاءَ | Fiil + İsim | gelir | جيأ | gelmek |
| 11 | قَالَLemma: قالَ | Fiil | der | قول | söylemek, söz |
| 12 | عَسَىٰLemma: عَسَى | Fiil | umulur ki | عسي | umulmak / belki olmak |
| 13 | رَبُّكُمۡLemma: رَبّ | İsim | rab | ربب | terbiye etmek, yetiştirmek, yönetmek; Rab |
| 14 | أَنLemma: أَن | Edat | şüphesiz, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 15 | يُهۡلِكَLemma: أَهْلَكَ | Fiil | helak etti | هلك | yok olmak |
| 16 | عَدُوَّكُمۡLemma: عَدُوّ | İsim | düşman | عدو | düşmanlık etmek; sınırı aşmak; saldırmak |
| 17 | وَيَسۡتَخۡلِفَكُمۡLemma: اسْتَخْلَفَ | Edat + Fiil + İsim | sizi halef kılar | خلف | arkada kalmak, ardından |
| 18 | فِيLemma: فِي | Edat | i̇çinde | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 19 | ٱلۡأَرۡضِLemma: أَرْض | Edat + İsim | yeryüzü | أرض | yeryüzü, toprak |
| 20 | فَيَنظُرَLemma: نَظَرَ | Edat + Fiil | bakar | نظر | bakmak |
| 21 | كَيۡفَLemma: كَيْف | İsim | nasıl | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 22 | تَعۡمَلُونَLemma: عَمِلَ | Fiil + İsim | yaparsınız | عمل | iş yapmak, amel |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.