Sûre 6 · Ayet 77
الأنعام
6. En'âm Suresi · 77. Ayet
فَلَمَّا رَءَا ٱلْقَمَرَ بَازِغًا قَالَ هَـٰذَا رَبِّى ۖ فَلَمَّآ أَفَلَ قَالَ لَئِن لَّمْ يَهْدِنِى رَبِّى لَأَكُونَنَّ مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلضَّآلِّينَ ﴿٧٧﴾
Felemma rael kamere bazigan kale haza rabbi felemma efela kale lein lem yehdini rabbi le ekunenne minel kavmid dallin
Ay'ı doğarken gördü: "Rabb'im budur" dedi. O da batınca: "Yemin ederim ki, Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi, elbette sapıklığa düşen topluluktan olurdum" dedi
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فَلَمَّاLemma: لَمّا | Edat + İsim | henüz, -dığında | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 2 | رَءَاLemma: رَأَى | Fiil | görür | رأي | görmek, düşünmek |
| 3 | ٱلۡقَمَرَLemma: قَمَر | Edat + İsim | ay | قمر | ay, dolunay, ışık |
| 4 | بَازِغٗاLemma: بازِغ | İsim | doğan | بزغ | doğmak, çıkmak, parlamak, ortaya çıkmak |
| 5 | قَالَLemma: قالَ | Fiil | der | قول | söylemek, söz |
| 6 | هَٰذَاLemma: ذا | Edat + İsim | bu | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 7 | رَبِّيۖLemma: رَبّ | İsim | rab | ربب | terbiye etmek, yetiştirmek, yönetmek; Rab |
| 8 | فَلَمَّآLemma: لَمّا | Edat + İsim | henüz, -dığında | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 9 | أَفَلَLemma: أَفَلَ | Fiil | batmak | أفل | batmak, çökmek, düşmek, zayıflamak |
| 10 | قَالَLemma: قالَ | Fiil | der | قول | söylemek, söz |
| 11 | لَئِنLemma: ل | Edat | eğer | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 12 | لَّمۡLemma: لَم | Edat | değil (geçmiş) | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 13 | يَهۡدِنِيLemma: هَدَى | Fiil + İsim | hidayet etti | هدي | yol göstermek, hidayet etmek |
| 14 | رَبِّيLemma: رَبّ | İsim | rab | ربب | terbiye etmek, yetiştirmek, yönetmek; Rab |
| 15 | لَأَكُونَنَّLemma: كانَ | Edat + Fiil | olur | كون | olmak, var olmak |
| 16 | مِنَLemma: مِن | Edat | -den, -dan | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 17 | ٱلۡقَوۡمِLemma: قَوْم | Edat + İsim | kavim | قوم | ayağa kalkmak, ayakta durmak; kavim, topluluk |
| 18 | ٱلضَّآلِّينَLemma: ضالّ | Edat + İsim | saptırır | ضلل | sapmak, şaşırmak |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.