Sûre 5 · Ayet 42
المائدة
5. Mâide Suresi · 42. Ayet
سَمَّـٰعُونَ لِلْكَذِبِ أَكَّـٰلُونَ لِلسُّحْتِ ۚ فَإِن جَآءُوكَ فَٱحْكُم بَيْنَهُمْ أَوْ أَعْرِضْ عَنْهُمْ ۖ وَإِن تُعْرِضْ عَنْهُمْ فَلَن يَضُرُّوكَ شَيْـًٔا ۖ وَإِنْ حَكَمْتَ فَٱحْكُم بَيْنَهُم بِٱلْقِسْطِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُقْسِطِينَ ﴿٤٢﴾
Semmauune lilkezibi ekkalune lissuhti fein cauke fahküm beynehüm ev a'rıd anhüm ve in tu'rıd anhüm felen yedurruke şey'en ve in hakemte fahküm beynehüm bilkıstı innellahe yühibbül muksitin.
Onlar, yalana çok kulak verirler ve çok haram yerler. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hükmet, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir zarar veremezler. Eğer aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz Allah, adaletli davrananları sever
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | سَمَّـٰعُونَLemma: سَمّاع | İsim | işitir | سمع | işitmek |
| 2 | لِلۡكَذِبِLemma: كَذِب | Edat + İsim | yalanlar | كذب | yalan söylemek, yalanlamak |
| 3 | أَكَّـٰلُونَLemma: أَكّال | İsim | yer | أكل | yemek |
| 4 | لِلسُّحۡتِۚLemma: سُحْت | Edat + İsim | haram kazanç | سحت | helak etmek |
| 5 | فَإِنLemma: ف | Edat | eğer | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 6 | جَآءُوكَLemma: جاءَ | Fiil + İsim | gelir | جيأ | gelmek |
| 7 | فَٱحۡكُمLemma: حَكَمَ | Edat + Fiil | hükmeder | حكم | hükmetmek; hüküm, hikmet |
| 8 | بَيۡنَهُمۡLemma: بَيْن | İsim | arasında | بين | ayırmak, açıklamak, belli olmak |
| 9 | أَوۡLemma: أَو | Edat | veya | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 10 | أَعۡرِضۡLemma: أَعْرَضَ | Fiil | yüz çevirin | عرض | ortaya koymak |
| 11 | عَنۡهُمۡۖLemma: عَن | Edat + İsim | onlardan, onlar hakkında | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 12 | وَإِنLemma: و | Edat | ve | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 13 | تُعۡرِضۡLemma: أَعْرَضَ | Fiil | yüz çevirin | عرض | ortaya koymak |
| 14 | عَنۡهُمۡLemma: عَن | Edat + İsim | onlardan | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 15 | فَلَنLemma: ف | Edat | ve, böylece | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 16 | يَضُرُّوكَLemma: يَضُرَّ | Fiil + İsim | zarar vermek | ضرر | zarar vermek |
| 17 | شَيۡـٔٗاۖLemma: شَىْء | İsim | şey, bir şey | شيأ | istemek, dilemek; şey |
| 18 | وَإِنۡLemma: و | Edat | ve | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 19 | حَكَمۡتَLemma: حَكَمَ | Fiil + İsim | hükmeder | حكم | hükmetmek; hüküm, hikmet |
| 20 | فَٱحۡكُمLemma: حَكَمَ | Edat + Fiil | hükmeder | حكم | hükmetmek; hüküm, hikmet |
| 21 | بَيۡنَهُمLemma: بَيْن | İsim | arasında | بين | ayırmak, açıklamak, belli olmak |
| 22 | بِٱلۡقِسۡطِۚLemma: قِسْط | Edat + İsim | adaletle | قسط | adalet/pay; adil davranmak; bağlama göre haktan sapmak |
| 23 | إِنَّLemma: إِنّ | Edat | şüphesiz, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 24 | ٱللَّهَLemma: اللَّه | İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 25 | يُحِبُّLemma: أَحْبَبْ | Fiil | sever | حبب | sevmek |
| 26 | ٱلۡمُقۡسِطِينَLemma: مُقْسِط | Edat + İsim | adil olanlar | قسط | adalet/pay; adil davranmak; bağlama göre haktan sapmak |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.