Sûre 5 · Ayet 108
المائدة
5. Mâide Suresi · 108. Ayet
ذَٰلِكَ أَدْنَىٰٓ أَن يَأْتُوا۟ بِٱلشَّهَـٰدَةِ عَلَىٰ وَجْهِهَآ أَوْ يَخَافُوٓا۟ أَن تُرَدَّ أَيْمَـٰنٌۢ بَعْدَ أَيْمَـٰنِهِمْ ۗ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱسْمَعُوا۟ ۗ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَـٰسِقِينَ ﴿١٠٨﴾
Zalike edna en ye'tu bişşehadeti ala vechiha ev yehafu en turedde eymanun ba'de eymanihim vettekullahe vesmeu vallahu la yehdil kavmel fasikin.
İşte bu, şahitliklerini gerektiği gibi yapmaları, yahut yeminlerinden sonra yeminlerinin kabul edilmemesinden korkmaları için en iyi yoldur. Allah'tan korkun ve emirlerini dinleyin. Allah, doğru yoldan çıkan bir topluluğu hidayete erdirmez
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ذَٰلِكَLemma: ذا | İsim + Edat | işte bu | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 2 | أَدۡنَىٰٓLemma: أَدْنَى | İsim | daha yakın | دنو | yaklaşmak, yakın olmak |
| 3 | أَنLemma: أَن | Edat | şüphesiz, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 4 | يَأۡتُواْLemma: أَتَى | Fiil + İsim | geldi, getirdi | أتي | gelmek, getirmek |
| 5 | بِٱلشَّهَٰدَةِLemma: شَهادَة | Edat + İsim | şahitlik etti | شهد | şahitlik etmek |
| 6 | عَلَىٰLemma: عَلَى | Edat | üzerine, üstüne | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 7 | وَجۡهِهَآLemma: وَجْه | İsim | özü | وجه | yönelmek |
| 8 | أَوۡLemma: أَو | Edat | veya | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 9 | يَخَافُوٓاْLemma: خافَ | Fiil + İsim | korkar | خوف | korkmak |
| 10 | أَنLemma: أَن | Edat | şüphesiz, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 11 | تُرَدَّLemma: رَدَّ | Fiil | çürütülecek | ردد | geri çevirmek |
| 12 | أَيۡمَٰنُۢLemma: يَمِين | İsim | sağ, yemin | يمن | sağ taraf/sağ el; yemin; bereket/uğur |
| 13 | بَعۡدَLemma: بَعْد | İsim | sonra, ardından | بعد | uzak olmak, sonra gelmek |
| 14 | أَيۡمَٰنِهِمۡۗLemma: يَمِين | İsim | sağ, yemin | يمن | sağ taraf/sağ el; yemin; bereket/uğur |
| 15 | وَٱتَّقُواْLemma: اتَّقَى | Edat + Fiil + İsim | sakındı, korundu | وقي | korumak, sakınmak; takva |
| 16 | ٱللَّهَLemma: اللَّه | İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 17 | وَٱسۡمَعُواْۗLemma: سَمِعَ | Edat + Fiil + İsim | işitir | سمع | işitmek |
| 18 | وَٱللَّهُLemma: اللَّه | Edat + İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 19 | لَاLemma: لا | Edat | değil / yok | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 20 | يَهۡدِيLemma: هَدَى | Fiil | hidayet etti | هدي | yol göstermek, hidayet etmek |
| 21 | ٱلۡقَوۡمَLemma: قَوْم | Edat + İsim | kavim | قوم | ayağa kalkmak, ayakta durmak; kavim, topluluk |
| 22 | ٱلۡفَٰسِقِينَLemma: فاسِق | Edat + İsim | fasık | فسق | sapıtmak, fasıklık |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.