Sûre 47 · Ayet 18
محمد
47. Muhammed Suresi · 18. Ayet
فَهَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا ٱلسَّاعَةَ أَن تَأْتِيَهُم بَغْتَةً ۖ فَقَدْ جَآءَ أَشْرَاطُهَا ۚ فَأَنَّىٰ لَهُمْ إِذَا جَآءَتْهُمْ ذِكْرَىٰهُمْ ﴿١٨﴾
Fehel yenzurune ille essaate en te'tiyehum bağteten fekad cae eşratuha feenna lehum iza caethum zikrahum
Artık onlar, kıyamet saatinin kendilerine ansızın gelivermesine mi bakıyorlar? Şüphesiz onun alametleri gelmiştir. Artık kıyamet kendilerine gelip çatınca anlamaları neye yarar
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فَهَلۡLemma: ف | Edat | ve, böylece | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 2 | يَنظُرُونَLemma: نَظَرَ | Fiil + İsim | beklerler | نظر | bakmak |
| 3 | إِلَّاLemma: إِلّا | Edat | ancak | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 4 | ٱلسَّاعَةَLemma: ساعَة | Edat + İsim | saat | سوع | saat, zaman |
| 5 | أَنLemma: أَن | Edat | şüphesiz, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 6 | تَأۡتِيَهُمLemma: أَتَى | Fiil + İsim | geldi, getirdi | أتي | gelmek, getirmek |
| 7 | بَغۡتَةٗۖLemma: بَغْتَة | İsim | ansızın | بغت | ansızın gelmek; beklenmedik şekilde |
| 8 | فَقَدۡLemma: ف | Edat | gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 9 | جَآءَLemma: جاءَ | Fiil | gelir | جيأ | gelmek |
| 10 | أَشۡرَاطُهَاۚLemma: أَشْراط | İsim | alametler | شرط | şart, koşul, şartlaşmak, anlaşma |
| 11 | فَأَنَّىٰLemma: أَنَّى | Edat + İsim | nasıl; nereden; hangi şekilde | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 12 | لَهُمۡ | Edat + İsim | onlar için | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 13 | إِذَاLemma: إِذا | İsim | ne zaman, -dığında | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 14 | جَآءَتۡهُمۡLemma: جاءَ | Fiil + İsim | gelir | جيأ | gelmek |
| 15 | ذِكۡرَىٰهُمۡLemma: ذِكْرَى | İsim | zikir | ذكر | hatırlamak, anmak; zikir |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.