Sûre 46 · Ayet 30
الأحقاف
46. Ahkâf Suresi · 30. Ayet
قَالُوا۟ يَـٰقَوْمَنَآ إِنَّا سَمِعْنَا كِتَـٰبًا أُنزِلَ مِنۢ بَعْدِ مُوسَىٰ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ يَهْدِىٓ إِلَى ٱلْحَقِّ وَإِلَىٰ طَرِيقٍ مُّسْتَقِيمٍ ﴿٣٠﴾
Kalu ya kavmena inna semi'na kitaben ünzile min ba'di Musa musadd
Onlar kavimlerine şöyle dediler: "Ey kavmimiz! Gerçekten biz Musa'dan sonra indirilen ve kendisinden öncekileri tasdik eden bir kitap dinledik. O kitap gerçeği ve doğru yolu gösteriyor
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | قَالُواْLemma: قالَ | Fiil + İsim | der | قول | söylemek, söz |
| 2 | يَٰقَوۡمَنَآLemma: قَوْم | Edat + İsim | kavim | قوم | ayağa kalkmak, ayakta durmak; kavim, topluluk |
| 3 | إِنَّاLemma: إِنّ | Edat + İsim | şüphesiz biz | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 4 | سَمِعۡنَاLemma: سَمِعَ | Fiil + İsim | işitir | سمع | işitmek |
| 5 | كِتَٰبًاLemma: كِتاب | İsim | kitap | كتب | yazmak, kitap, farz kılmak |
| 6 | أُنزِلَLemma: أَنزَلَ | Fiil | indirilir | نزل | inmek, indirmek |
| 7 | مِنۢLemma: مِن | Edat | -den, -dan | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 8 | بَعۡدِLemma: بَعْد | İsim | sonra, ardından | بعد | uzak olmak, sonra gelmek |
| 9 | مُوسَىٰLemma: مُوسَى | İsim | Musa | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 10 | مُصَدِّقٗاLemma: مُصَدِّق | İsim | doğru söylemek | صدق | doğru söylemek |
| 11 | لِّمَاLemma: ما | Edat + İsim | ne | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 12 | بَيۡنَLemma: بَيْن | İsim | önünde | بين | ayırmak, açıklamak, belli olmak |
| 13 | يَدَيۡهِLemma: يَد | İsim | önü | يدي | el, güç |
| 14 | يَهۡدِيٓLemma: هَدَى | Fiil | hidayet etti | هدي | yol göstermek, hidayet etmek |
| 15 | إِلَىLemma: إِلَى | Edat | -e, -a doğru | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 16 | ٱلۡحَقِّLemma: حَقّ | Edat + İsim | hak | حقق | hak olmak, doğrulamak, gerçekleştirmek |
| 17 | وَإِلَىٰLemma: و | Edat | ve | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 18 | طَرِيقٖLemma: طَرِيق | İsim | yol | طرق | yol; yöntem; gece gelmek/kapı çalmak |
| 19 | مُّسۡتَقِيمٖLemma: مُسْتَقِيم | İsim | dosdoğru | قوم | ayağa kalkmak, ayakta durmak; kavim, topluluk |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.