Sûre 45 · Ayet 21
الجاثية
45. Câsiye Suresi · 21. Ayet
أَمْ حَسِبَ ٱلَّذِينَ ٱجْتَرَحُوا۟ ٱلسَّيِّـَٔاتِ أَن نَّجْعَلَهُمْ كَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ سَوَآءً مَّحْيَاهُمْ وَمَمَاتُهُمْ ۚ سَآءَ مَا يَحْكُمُونَ ﴿٢١﴾
Em hasibellezinecterahus seyyiati en nec'alehum kellezine amenu ve amilus salihati sevaen mahyahum ve mematuhum sae ma yahkumun
Yoksa, kötülük işleyenler, hayatlarında ve ölümlerinde kendilerini, iman edip iyi ameller işleyen kimselerle bir tutacağımızı mı zannettiler? Ne kötü hüküm veriyorlar
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | أَمۡLemma: أَم | Edat | yoksa, veya | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 2 | حَسِبَLemma: حَسِبَ | Fiil | sanır | حسب | hesaplamak |
| 3 | ٱلَّذِينَLemma: الَّذِي | İsim | kimseler | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 4 | ٱجۡتَرَحُواْLemma: اجْتَرَحُ | Fiil + İsim | işlemek | جرح | yaralamak / işlemek |
| 5 | ٱلسَّيِّـَٔاتِLemma: سَيِّئَة | Edat + İsim | kötülük, günah | سوأ | kötü olmak |
| 6 | أَنLemma: أَن | Edat | şüphesiz, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 7 | نَّجۡعَلَهُمۡLemma: جَعَلَ | Fiil + İsim | kıldı, yaptı | جعل | kılmak, yapmak |
| 8 | كَٱلَّذِينَLemma: الَّذِي | Edat + İsim | o ki, olan | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 9 | ءَامَنُواْLemma: آمَنَ | Fiil + İsim | iman ettiler | أمن | güvenmek, emin olmak, inanmak |
| 10 | وَعَمِلُواْLemma: عَمِلَ | Edat + Fiil + İsim | ve yaptılar | عمل | iş yapmak, amel |
| 11 | ٱلصَّـٰلِحَٰتِLemma: صالِحَة | Edat + İsim | iyi işler | صلح | ıslah, iyi olmak |
| 12 | سَوَآءٗLemma: سَواء | İsim | eşit | سوي | düzgün olmak |
| 13 | مَّحۡيَاهُمۡLemma: مَحْيا | İsim | yaşamak, hayat | حيي | yaşamak, hayat |
| 14 | وَمَمَاتُهُمۡۚLemma: مَمات | Edat + İsim | ölüm | موت | ölmek |
| 15 | سَآءَLemma: ساءَ | Fiil | kötüdür | سوأ | kötü olmak |
| 16 | مَاLemma: ما | İsim | ne / şey | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 17 | يَحۡكُمُونَLemma: حَكَمَ | Fiil + İsim | hükmeder | حكم | hükmetmek; hüküm, hikmet |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.