Sûre 41 · Ayet 27
فصلت
41. Fussilet Suresi · 27. Ayet
فَلَنُذِيقَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ عَذَابًا شَدِيدًا وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَسْوَأَ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ ﴿٢٧﴾
Felanuzîkannellezîne keferû azaben şedîden ve lenecziyennehum esveellezî kânû ya'melûn.
Biz mutlaka inkâr edenlere şiddetli bir azab tattıracağız. Ve onlara yaptıkları amellerin en kötüsünün cezasını vereceğiz
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فَلَنُذِيقَنَّLemma: أَذاقَ | Edat + Fiil | tattırmak | ذوق | tatmak |
| 2 | ٱلَّذِينَLemma: الَّذِي | İsim | kimseler | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 3 | كَفَرُواْLemma: كَفَرَ | Fiil + İsim | inkâr ettiler | كفر | örtmek, inkâr etmek |
| 4 | عَذَابٗاLemma: عَذاب | İsim | azap | عذب | azap etmek, ceza vermek |
| 5 | شَدِيدٗاLemma: شَدِيد | İsim | şiddetli | شدد | sert, şiddetli |
| 6 | وَلَنَجۡزِيَنَّهُمۡLemma: جَزَى | Edat + Fiil + İsim | ceza verdi, karşılık verdi | جزي | karşılık vermek, ceza |
| 7 | أَسۡوَأَLemma: أَسْوَأ | İsim | kötülük | سوأ | kötü olmak |
| 8 | ٱلَّذِيLemma: الَّذِي | İsim | ki o | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 9 | كَانُواْLemma: كانَ | Fiil + İsim | idiler | كون | olmak, var olmak |
| 10 | يَعۡمَلُونَLemma: عَمِلَ | Fiil + İsim | yaparlar | عمل | iş yapmak, amel |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.