Sûre 40 · Ayet 5
غافر
40. Mü'min Suresi · 5. Ayet
كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَٱلْأَحْزَابُ مِنۢ بَعْدِهِمْ ۖ وَهَمَّتْ كُلُّ أُمَّةٍۭ بِرَسُولِهِمْ لِيَأْخُذُوهُ ۖ وَجَـٰدَلُوا۟ بِٱلْبَـٰطِلِ لِيُدْحِضُوا۟ بِهِ ٱلْحَقَّ فَأَخَذْتُهُمْ ۖ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ ﴿٥﴾
Kezzebet kablehum kavmu nuhın vel ahzabu min ba'dihim ve hemmet küllü ümmetin bi rasulihim li ye'huzuhu ve cadelu bil batılı li yüdhıdu bihil hakka fe ehaztuhum fe keyfe kane ikabi.
Onlardan önce Nuh kavmi, arkalarından da çeşitli topluluklar yalanlamışlardı. Her ümmet, kendi peygamberlerini yakalamak kastında bulundu. Hakkı batılla gidermek için boşuna mücadele ettiler. Ben de onları tuttum, alıverdim. (Bak o zaman) azabım nasıl oldu
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | كَذَّبَتۡLemma: كَذَّبَ | Fiil | yalanlar | كذب | yalan söylemek, yalanlamak |
| 2 | قَبۡلَهُمۡLemma: قَبْل | İsim | önce | قبل | önce olmak, önünde olmak |
| 3 | قَوۡمُLemma: قَوْم | İsim | kavim | قوم | ayağa kalkmak, ayakta durmak; kavim, topluluk |
| 4 | نُوحٖLemma: نُوح | İsim | Nuh | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 5 | وَٱلۡأَحۡزَابُLemma: حِزْب | Edat + İsim | grup | حزب | grup, topluluk, hizip/taraf |
| 6 | مِنۢLemma: مِن | Edat | -den, -dan | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 7 | بَعۡدِهِمۡۖLemma: بَعْد | İsim | sonra, ardından | بعد | uzak olmak, sonra gelmek |
| 8 | وَهَمَّتۡLemma: هَمَّ | Edat + Fiil | ve tuzak kurdu | همم | niyetlenmek / tasarlamak / kaygılanmak |
| 9 | كُلُّLemma: كُلّ | İsim | hepsi | كلل | bütün, tamamı |
| 10 | أُمَّةِۭLemma: أُمَّة | İsim | ümmet, topluluk | أمم | topluluk, ümmet |
| 11 | بِرَسُولِهِمۡLemma: رَسُول | Edat + İsim | elçi | رسل | göndermek, elçilik |
| 12 | لِيَأۡخُذُوهُۖLemma: أَخَذَ | Edat + Fiil + İsim | alır | أخذ | almak |
| 13 | وَجَٰدَلُواْLemma: جادَلُ | Edat + Fiil + İsim | tartışmak | جدل | tartışmak |
| 14 | بِٱلۡبَٰطِلِLemma: باطِل | Edat + İsim | batıl | بطل | batıl, boş |
| 15 | لِيُدۡحِضُواْLemma: يُدْحِضُ | Edat + Fiil + İsim | çürütmek | دحض | çürütmek |
| 16 | بِهِ | Edat + İsim | onunla | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 17 | ٱلۡحَقَّLemma: حَقّ | Edat + İsim | hak | حقق | hak olmak, doğrulamak, gerçekleştirmek |
| 18 | فَأَخَذۡتُهُمۡۖLemma: أَخَذَ | Edat + Fiil + İsim | alır | أخذ | almak |
| 19 | فَكَيۡفَLemma: كَيْف | Edat + İsim | nasıl | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 20 | كَانَLemma: كانَ | Fiil | idi | كون | olmak, var olmak |
| 21 | عِقَابِLemma: عِقاب | İsim | ceza | عقب | ardından gelmek |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.