Sûre 4 · Ayet 58
النساء
4. Nisâ Suresi · 58. Ayet
۞ إِنَّ ٱللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَن تُؤَدُّوا۟ ٱلْأَمَـٰنَـٰتِ إِلَىٰٓ أَهْلِهَا وَإِذَا حَكَمْتُم بَيْنَ ٱلنَّاسِ أَن تَحْكُمُوا۟ بِٱلْعَدْلِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ نِعِمَّا يَعِظُكُم بِهِۦٓ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ سَمِيعًۢا بَصِيرًا ﴿٥٨﴾
İnna Allahe ye'murukum en tüeddul emanati ila ehliha ve iza hakemtüm beynen nasi en tahkumu bil adli innallahe niimma yeizukum bihi innallahe kane semi'an basira.
Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla görendir
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ۞إِنَّLemma: إِنّ | Edat | şüphesiz, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 2 | ٱللَّهَLemma: اللَّه | İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 3 | يَأۡمُرُكُمۡLemma: أَمَرَ | Fiil + İsim | emir, iş | أمر | emretmek, iş |
| 4 | أَنLemma: أَن | Edat | şüphesiz, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 5 | تُؤَدُّواْLemma: يُؤَدِّ | Fiil + İsim | yerine getirmek | أدي | ulaştırmak, yerine getirmek, vermek, götürmek |
| 6 | ٱلۡأَمَٰنَٰتِLemma: أَمانَة | Edat + İsim | emanetler | أمن | güvenmek, emin olmak, inanmak |
| 7 | إِلَىٰٓLemma: إِلَى | Edat | -e, -a doğru | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 8 | أَهۡلِهَاLemma: أَهْل | İsim | ehil, sahip | أهل | aile, halk; ehil/layık olmak |
| 9 | وَإِذَاLemma: إِذا | Edat + İsim | ne zaman, -dığında | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 10 | حَكَمۡتُمLemma: حَكَمَ | Fiil + İsim | hükmeder | حكم | hükmetmek; hüküm, hikmet |
| 11 | بَيۡنَLemma: بَيْن | İsim | arasında | بين | ayırmak, açıklamak, belli olmak |
| 12 | ٱلنَّاسِLemma: ناس | Edat + İsim | insanlar | أنس | alışmak, yakınlık kurmak; insan |
| 13 | أَنLemma: أَن | Edat | şüphesiz, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 14 | تَحۡكُمُواْLemma: حَكَمَ | Fiil + İsim | hükmeder | حكم | hükmetmek; hüküm, hikmet |
| 15 | بِٱلۡعَدۡلِۚLemma: عَدْل | Edat + İsim | adalet | عدل | adaletli olmak / dengelemek |
| 16 | إِنَّLemma: إِنّ | Edat | şüphesiz, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 17 | ٱللَّهَLemma: اللَّه | İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 18 | نِعِمَّاLemma: نِعْمَ | Fiil + İsim | nimet, nimet vermek | نعم | nimet vermek, iyilik |
| 19 | يَعِظُكُمLemma: وَعَظْ | Fiil + İsim | öğüt vermek | وعظ | öğüt vermek |
| 20 | بِهِۦٓۗ | Edat + İsim | onunla, onun ile | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 21 | إِنَّLemma: إِنّ | Edat | şüphesiz, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 22 | ٱللَّهَLemma: اللَّه | İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 23 | كَانَLemma: كانَ | Fiil | idi | كون | olmak, var olmak |
| 24 | سَمِيعَۢاLemma: سَمِيع | İsim | işitir | سمع | işitmek |
| 25 | بَصِيرٗاLemma: بَصِير | İsim | gören | بصر | görmek, basiret |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.