Sûre 3 · Ayet 17
آل عمران
3. Âl-i İmrân Suresi · 17. Ayet
ٱلصَّـٰبِرِينَ وَٱلصَّـٰدِقِينَ وَٱلْقَـٰنِتِينَ وَٱلْمُنفِقِينَ وَٱلْمُسْتَغْفِرِينَ بِٱلْأَسْحَارِ ﴿١٧﴾
Essabirine vessadıkine vel kanitine vel münfikine vel müstagfirine bil eshar
O sabredenleri, o doğruluktan şaşmayanları, o elpençe divan duranları, o nafaka verenleri ve seher vakitlerinde o istiğfar edip yalvaranları (görür)
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ٱلصَّـٰبِرِينَLemma: صابِر | Edat + İsim | sabır | صبر | sabretmek |
| 2 | وَٱلصَّـٰدِقِينَLemma: صادِق | Edat + İsim | doğru söyleyen | صدق | doğru söylemek |
| 3 | وَٱلۡقَٰنِتِينَLemma: قانِت | Edat + İsim | itaatkâr | قنت | itaat etmek / boyun eğmek |
| 4 | وَٱلۡمُنفِقِينَLemma: مُنفِق | Edat + İsim | harcayanlar | نفق | harcamak; tükenmek/geçip gitmek; nifak/ikiyüzlülük bağlamı |
| 5 | وَٱلۡمُسۡتَغۡفِرِينَLemma: مُسْتَغْفِر | Edat + İsim | bağışlar | غفر | örtmek, bağışlamak |
| 6 | بِٱلۡأَسۡحَارِLemma: سَحَر | Edat + İsim | sihir | سحر | büyü yapmak; seher vakti |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.