Sûre 12 · Ayet 37
يوسف
12. Yûsuf Suresi · 37. Ayet
قَالَ لَا يَأْتِيكُمَا طَعَامٌ تُرْزَقَانِهِۦٓ إِلَّا نَبَّأْتُكُمَا بِتَأْوِيلِهِۦ قَبْلَ أَن يَأْتِيَكُمَا ۚ ذَٰلِكُمَا مِمَّا عَلَّمَنِى رَبِّىٓ ۚ إِنِّى تَرَكْتُ مِلَّةَ قَوْمٍ لَّا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ كَـٰفِرُونَ ﴿٣٧﴾
Kale la ye'tikuma taamun turzekanihi illa nebbe'tukuma bi ta'vilihi kable en ye'tiyekuma zalikuma mimma allemene rabbi inni terektu millete kavmin la yu'minune billahi ve hum bil ahireti hum kafirun
Yusuf dedi ki: "Size yiyecek olarak verilecek bir yemek gelmeden önce onun tabirini size bildiririm. Bu, Rabbimin bana öğrettiği ilimlerdendir. Çünkü ben Allah'a inanmayan ve ahireti inkâr eden bir kavmin dinini terkettim
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | قَالَLemma: قالَ | Fiil | der | قول | söylemek, söz |
| 2 | لَاLemma: لا | Edat | değil / yok | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 3 | يَأۡتِيكُمَاLemma: أَتَى | Fiil + İsim | geldi, getirdi | أتي | gelmek, getirmek |
| 4 | طَعَامٞLemma: طَعام | İsim | yiyecek | طعم | tatmak |
| 5 | تُرۡزَقَانِهِۦٓLemma: رَزَقَ | Fiil + İsim | rızık verir size | رزق | rızık vermek |
| 6 | إِلَّاLemma: إِلّا | Edat | ancak | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 7 | نَبَّأۡتُكُمَاLemma: نَبَّأَ | Fiil + İsim | haber | نبأ | haber vermek |
| 8 | بِتَأۡوِيلِهِۦLemma: تَأْوِيل | Edat + İsim | tevil | أول | ilk olmak, başlangıç; (أولو/أولات) sahip olanlar, -e sahip |
| 9 | قَبۡلَLemma: قَبْل | İsim | önce | قبل | önce olmak, önünde olmak |
| 10 | أَنLemma: أَن | Edat | şüphesiz, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 11 | يَأۡتِيَكُمَاۚLemma: أَتَى | Fiil + İsim | geldi, getirdi | أتي | gelmek, getirmek |
| 12 | ذَٰلِكُمَاLemma: ذا | İsim + Edat | İşte o | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 13 | مِمَّاLemma: ما | Edat + İsim | şeyden | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 14 | عَلَّمَنِيLemma: عَلَّمَ | Fiil + İsim | bilmek, bilgi | علم | bilmek, bilgi, ilim |
| 15 | رَبِّيٓۚLemma: رَبّ | İsim | rab | ربب | terbiye etmek, yetiştirmek, yönetmek; Rab |
| 16 | إِنِّيLemma: إِنّ | Edat + İsim | şüphesiz ben | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 17 | تَرَكۡتُLemma: تَرَكَ | Fiil + İsim | bırakır | ترك | terk etmek |
| 18 | مِلَّةَLemma: مِلَّة | İsim | din | ملل | millet/din yolu / yazdırmak |
| 19 | قَوۡمٖLemma: قَوْم | İsim | kavim | قوم | ayağa kalkmak, ayakta durmak; kavim, topluluk |
| 20 | لَّاLemma: لا | Edat | hayır/değil | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 21 | يُؤۡمِنُونَLemma: آمَنَ | Fiil + İsim | İman etti | أمن | güvenmek, emin olmak, inanmak |
| 22 | بِٱللَّهِLemma: اللَّه | Edat + İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 23 | وَهُمLemma: هُم | Edat + İsim | onlar | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 24 | بِٱلۡأٓخِرَةِLemma: آخِر | Edat + İsim | başka, diğer | أخر | ertelemek, sonra olmak |
| 25 | هُمۡ | İsim | onlar | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 26 | كَٰفِرُونَLemma: كافِر | İsim | kafir | كفر | örtmek, inkâr etmek |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.