Sûre 12 · Ayet 30
يوسف
12. Yûsuf Suresi · 30. Ayet
۞ وَقَالَ نِسْوَةٌ فِى ٱلْمَدِينَةِ ٱمْرَأَتُ ٱلْعَزِيزِ تُرَٰوِدُ فَتَىٰهَا عَن نَّفْسِهِۦ ۖ قَدْ شَغَفَهَا حُبًّا ۖ إِنَّا لَنَرَىٰهَا فِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ ﴿٣٠﴾
Ve kalet nisvetun fil medineti imraetul azizi turavidu fetaha an nefsihi kad şağafeha hubben inna le neraha fi dalalin mubin
Şehirde bazı kadınlar da "Azizin karısı, delikanlısından murad almaya kalkmış, sevgi yüreğini yakıp kavuruyormuş, görüyoruz ki, kadın çıldırmış besbelli..." dediler
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ۞وَقَالَLemma: قالَ | Edat + Fiil | der | قول | söylemek, söz |
| 2 | نِسۡوَةٞLemma: نِساء | İsim | kadınlarınız | نسو | unutmak |
| 3 | فِيLemma: فِي | Edat | i̇çinde | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 4 | ٱلۡمَدِينَةِLemma: مَدِينَة | Edat + İsim | şehir | مدن | şehir/yerleşim yeri; Medyen/Medine bağlamı |
| 5 | ٱمۡرَأَتُLemma: امْرَأَت | İsim | eşi | مرأ | kişi/insan; kadın/eş |
| 6 | ٱلۡعَزِيزِLemma: عَزِيز | Edat + İsim | güçlü, aziz | عزز | güçlü olmak |
| 7 | تُرَٰوِدُLemma: راوَدُ | Fiil | baştan çıkarmak | رود | istemek, irade |
| 8 | فَتَىٰهَاLemma: فَتَى | İsim | genç hizmetçi | فتي | fetva istemek / genç olmak |
| 9 | عَنLemma: عَن | Edat | hakkında, -den | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 10 | نَّفۡسِهِۦۖLemma: نَفْس | İsim | nefis | نفس | can, nefis, öz |
| 11 | قَدۡLemma: قَد | Edat | muhakkak, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 12 | شَغَفَهَاLemma: شَغَفَ | Fiil + İsim | tutkuyla bağlamak | شغف | tutkuyla bağlanmak |
| 13 | حُبًّاۖLemma: حُبّ | İsim | sevgi | حبب | sevmek |
| 14 | إِنَّاLemma: إِنّ | Edat + İsim | şüphesiz biz | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 15 | لَنَرَىٰهَاLemma: رَأَى | Edat + Fiil + İsim | görür | رأي | görmek, düşünmek |
| 16 | فِيLemma: فِي | Edat | i̇çinde | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 17 | ضَلَٰلٖLemma: ضَلال | İsim | sapıklık | ضلل | sapmak, şaşırmak |
| 18 | مُّبِينٖLemma: مُبِين | İsim | apaçık | بين | ayırmak, açıklamak, belli olmak |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.