Sûre 40 · Ayet 50
غافر
40. Mü'min Suresi · 50. Ayet
قَالُوٓا۟ أَوَلَمْ تَكُ تَأْتِيكُمْ رُسُلُكُم بِٱلْبَيِّنَـٰتِ ۖ قَالُوا۟ بَلَىٰ ۚ قَالُوا۟ فَٱدْعُوا۟ ۗ وَمَا دُعَـٰٓؤُا۟ ٱلْكَـٰفِرِينَ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ ﴿٥٠﴾
Kalu evelem teku te'tikum rusulukum bilbeyyinati kalu bela kalu fed'u vema du'aul kafirine illa fi dalalin
Bekçiler de: "Size peygamberleriniz mucizelerle gelmiyorlar mıydı?" diye sorarlar. Onlar: "Evet" derler. Bekçiler: "Öyle ise kendiniz dua edin" derler. Kâfirlerin duası ise hep çıkmazdadır
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | قَالُوٓاْLemma: قالَ | Fiil + İsim | der | قول | söylemek, söz |
| 2 | أَوَلَمۡLemma: أ | İsim + Edat | mı? (soru) | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 3 | تَكُLemma: كانَ | Fiil | olur | كون | olmak, var olmak |
| 4 | تَأۡتِيكُمۡLemma: أَتَى | Fiil + İsim | geldi, getirdi | أتي | gelmek, getirmek |
| 5 | رُسُلُكُمLemma: رَسُول | İsim | elçi | رسل | göndermek, elçilik |
| 6 | بِٱلۡبَيِّنَٰتِۖLemma: بَيِّنَة | Edat + İsim | apaçık delil | بين | ayırmak, açıklamak, belli olmak |
| 7 | قَالُواْLemma: قالَ | Fiil + İsim | der | قول | söylemek, söz |
| 8 | بَلَىٰۚLemma: بَلَى | Edat | evet, kesinlikle, hiç şüphe yok | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 9 | قَالُواْLemma: قالَ | Fiil + İsim | der | قول | söylemek, söz |
| 10 | فَٱدۡعُواْۗLemma: دَعا | Edat + Fiil + İsim | çağırın | دعو | çağırmak, dua etmek |
| 11 | وَمَاLemma: و | Edat | ve yalnızca | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 12 | دُعَـٰٓؤُاْLemma: دُعاء | İsim | dua | دعو | çağırmak, dua etmek |
| 13 | ٱلۡكَٰفِرِينَLemma: كافِر | Edat + İsim | kafir | كفر | örtmek, inkâr etmek |
| 14 | إِلَّاLemma: إِلّا | Edat | ancak | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 15 | فِيLemma: فِي | Edat | i̇çinde | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 16 | ضَلَٰلٍLemma: ضَلال | İsim | sapıklık | ضلل | sapmak, şaşırmak |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.