Sûre 40 · Ayet 22
غافر
40. Mü'min Suresi · 22. Ayet
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانَت تَّأْتِيهِمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَـٰتِ فَكَفَرُوا۟ فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ ۚ إِنَّهُۥ قَوِىٌّ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ ﴿٢٢﴾
Zalike bi ennehum kanet te'tihim rusuluhum bil beyyinati fe keferu fe ehazehumullahu innehu kaviyyun şedidul ikab.
O, şundandı: Onlara peygamberleri apaçık delillerle geliyorlardı. Ama onlar inkâr ettiler. Allah da tuttu kendilerini alıverdi. Çünkü O'nun kuvveti çok, azabı şiddetlidir
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ذَٰلِكَLemma: ذا | İsim + Edat | işte bu | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 2 | بِأَنَّهُمۡLemma: أَنّ | Edat + İsim | çünkü onlar | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 3 | كَانَتLemma: كانَ | Fiil | olur | كون | olmak, var olmak |
| 4 | تَّأۡتِيهِمۡLemma: أَتَى | Fiil + İsim | geldi, getirdi | أتي | gelmek, getirmek |
| 5 | رُسُلُهُمLemma: رَسُول | İsim | elçi | رسل | göndermek, elçilik |
| 6 | بِٱلۡبَيِّنَٰتِLemma: بَيِّنَة | Edat + İsim | apaçık delil | بين | ayırmak, açıklamak, belli olmak |
| 7 | فَكَفَرُواْLemma: كَفَرَ | Edat + Fiil + İsim | küfreder | كفر | örtmek, inkâr etmek |
| 8 | فَأَخَذَهُمُLemma: أَخَذَ | Edat + Fiil + İsim | alır | أخذ | almak |
| 9 | ٱللَّهُۚLemma: اللَّه | İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 10 | إِنَّهُۥLemma: إِنّ | Edat + İsim | şüphesiz o | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 11 | قَوِيّٞLemma: قَوِيّ | İsim | güçlü olmak | قوي | güçlü olmak |
| 12 | شَدِيدُLemma: شَدِيد | İsim | şiddetli | شدد | sert, şiddetli |
| 13 | ٱلۡعِقَابِLemma: عِقاب | Edat + İsim | ceza | عقب | ardından gelmek |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.