Sûre 20 · Ayet 10
طه
20. Tâhâ Suresi · 10. Ayet
إِذْ رَءَا نَارًا فَقَالَ لِأَهْلِهِ ٱمْكُثُوٓا۟ إِنِّىٓ ءَانَسْتُ نَارًا لَّعَلِّىٓ ءَاتِيكُم مِّنْهَا بِقَبَسٍ أَوْ أَجِدُ عَلَى ٱلنَّارِ هُدًى ﴿١٠﴾
İz raa naran fe kale li ehlihimküsu inni anestü naran lealli atikum minha bi kabesin ev ecidü alen nari hüden
Hani o bir ateş görmüştü de, ailesine: "Yerinizde durun, benim gözüme bir ateş ilişti, belki size bir kor getiririm, yahut ateşin yanında bir yol gösterici bulurum" demişti
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | إِذۡLemma: إِذ | İsim | o zaman, -dığında | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 2 | رَءَاLemma: رَأَى | Fiil | görür | رأي | görmek, düşünmek |
| 3 | نَارٗاLemma: نار | İsim | ateş/Cehennem | نور | aydın olmak, ışık |
| 4 | فَقَالَLemma: قالَ | Edat + Fiil | der | قول | söylemek, söz |
| 5 | لِأَهۡلِهِLemma: أَهْل | Edat + İsim | ehil, sahip | أهل | aile, halk; ehil/layık olmak |
| 6 | ٱمۡكُثُوٓاْLemma: مَكَثَ | Fiil + İsim | kalmak | مكث | kalmak / beklemek |
| 7 | إِنِّيٓLemma: إِنّ | Edat + İsim | şüphesiz ben | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 8 | ءَانَسۡتُLemma: آنَسَ | Fiil + İsim | i̇nsanlar | أنس | alışmak, yakınlık kurmak; insan |
| 9 | نَارٗاLemma: نار | İsim | ateş/Cehennem | نور | aydın olmak, ışık |
| 10 | لَّعَلِّيٓLemma: لَعَلّ | Edat + İsim | umulur ki | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 11 | ءَاتِيكُمLemma: أَتَى | Fiil + İsim | geldi, getirdi | أتي | gelmek, getirmek |
| 12 | مِّنۡهَاLemma: مِن | Edat + İsim | ondan | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 13 | بِقَبَسٍLemma: قَبَس | Edat + İsim | meşale | قبس | ateş almak / kor parçası |
| 14 | أَوۡLemma: أَو | Edat | veya | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 15 | أَجِدُLemma: وَجَدَ | Fiil | bulur | وجد | bulmak |
| 16 | عَلَىLemma: عَلَى | Edat | üzerine, üstüne | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 17 | ٱلنَّارِLemma: نار | Edat + İsim | ateş/Cehennem | نور | aydın olmak, ışık |
| 18 | هُدٗىLemma: هُدًى | İsim | hidayet etti | هدي | yol göstermek, hidayet etmek |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.