Sûre 16 · Ayet 76
النحل
16. Nahl Suresi · 76. Ayet
وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا رَّجُلَيْنِ أَحَدُهُمَآ أَبْكَمُ لَا يَقْدِرُ عَلَىٰ شَىْءٍ وَهُوَ كَلٌّ عَلَىٰ مَوْلَىٰهُ أَيْنَمَا يُوَجِّههُّ لَا يَأْتِ بِخَيْرٍ ۖ هَلْ يَسْتَوِى هُوَ وَمَن يَأْمُرُ بِٱلْعَدْلِ ۙ وَهُوَ عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ ﴿٧٦﴾
Ve daraballahu meselen raculeyni ehaduhuma ebkamu la yakdiru ala şey'in ve huve kellun ala mevlahu eynema yuveccihhu la ye'ti bi hayrin hel yestevi huve ve men ye'muru bil adli ve huve ala sıratın mustakim.
Allah şu iki adamı da misal verdi: Bunlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez; efendisine bir yüktür. Onu nereye gönderse bir hayır getiremez. Şimdi, bu adamla, adaletle emreden ve doğru yolda bulunan adam eşit olur mu
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وَضَرَبَLemma: ضَرَبَ | Edat + Fiil | vurdu, örnek verdi | ضرب | vurmak; örnek vermek; yola çıkmak/dolaşmak |
| 2 | ٱللَّهُLemma: اللَّه | İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 3 | مَثَلٗاLemma: مَثَل | İsim | örnek | مثل | örnek, misal |
| 4 | رَّجُلَيۡنِLemma: رَجُل | İsim | erkek | رجل | adam, yürüme |
| 5 | أَحَدُهُمَآLemma: أَحَد | İsim | biri | أحد | birlik, teklik |
| 6 | أَبۡكَمُLemma: أَبْكَم | İsim | dilsiz | بكم | dilsiz; konuşamayan/suskun |
| 7 | لَاLemma: لا | Edat | değil / yok | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 8 | يَقۡدِرُLemma: قَدَرَ | Fiil | takdir etti, gücü yetti | قدر | ölçmek, takdir etmek |
| 9 | عَلَىٰLemma: عَلَى | Edat | üzerine, üstüne | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 10 | شَيۡءٖLemma: شَىْء | İsim | şey, bir şey | شيأ | istemek, dilemek; şey |
| 11 | وَهُوَLemma: هُوَ | Edat + İsim | ve o | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 12 | كَلٌّLemma: كَلّ | İsim | yük | كلل | bütün, tamamı |
| 13 | عَلَىٰLemma: عَلَى | Edat | üzerine, üstüne | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 14 | مَوۡلَىٰهُLemma: مَوْلَى | İsim | dost, veli | ولي | yakın olmak, korumak; veli |
| 15 | أَيۡنَمَاLemma: أَيْن | İsim | nerede | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 16 | يُوَجِّههُّLemma: وَجَّهْ | Fiil + İsim | yönlendirir | وجه | yönelmek |
| 17 | لَاLemma: لا | Edat | değil / yok | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 18 | يَأۡتِLemma: أَتَى | Fiil | geldi, getirdi | أتي | gelmek, getirmek |
| 19 | بِخَيۡرٍLemma: خَيْر | Edat + İsim | hayır | خير | iyi olmak, hayır |
| 20 | هَلۡLemma: هَل | Edat | mı? | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 21 | يَسۡتَوِيLemma: اسْتَوَى | Fiil | yerleşti, istiva etti | سوي | düzgün olmak |
| 22 | هُوَLemma: هُوَ | İsim | o | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 23 | وَمَنLemma: مَن | Edat + İsim | ve kim | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 24 | يَأۡمُرُLemma: أَمَرَ | Fiil | emir, iş | أمر | emretmek, iş |
| 25 | بِٱلۡعَدۡلِLemma: عَدْل | Edat + İsim | adalet | عدل | adaletli olmak / dengelemek |
| 26 | وَهُوَLemma: هُوَ | Edat + İsim | ve o | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 27 | عَلَىٰLemma: عَلَى | Edat | üzerine, üstüne | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 28 | صِرَٰطٖLemma: صِراط | İsim | yol | صرط | yol, sırat |
| 29 | مُّسۡتَقِيمٖLemma: مُسْتَقِيم | İsim | dosdoğru | قوم | ayağa kalkmak, ayakta durmak; kavim, topluluk |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.