Sûre 14 · Ayet 4
ابراهيم
14. İbrâhîm Suresi · 4. Ayet
وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلَّا بِلِسَانِ قَوْمِهِۦ لِيُبَيِّنَ لَهُمْ ۖ فَيُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ ۚ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ ﴿٤﴾
Ve ma erselna min rasulin illa bi lisani kavmihi li yübeyyine lehüm fe yüdıllullahü men yeşau ve yehdi men yeşau ve hüvel azizül hakim.
Biz, her peygamberi, ancak bulunduğu kavminin diliyle gönderdik ki, onlara apaçık anlatsın. Bu itibarla Allah dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini de hidayete erdirir. O her şeye galibdir, hükmünde hikmet sahibidir
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وَمَآLemma: و | Edat | ve ne | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 2 | أَرۡسَلۡنَاLemma: أَرْسَلَ | Fiil + İsim | elçi | رسل | göndermek, elçilik |
| 3 | مِنLemma: مِن | Edat | -den, -dan | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 4 | رَّسُولٍLemma: رَسُول | İsim | elçi | رسل | göndermek, elçilik |
| 5 | إِلَّاLemma: إِلّا | Edat | ancak | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 6 | بِلِسَانِLemma: لِسان | Edat + İsim | dilleri | لسن | dil, lisan, konuşma, söz |
| 7 | قَوۡمِهِۦLemma: قَوْم | İsim | kavim | قوم | ayağa kalkmak, ayakta durmak; kavim, topluluk |
| 8 | لِيُبَيِّنَLemma: بَيَّنُ | Edat + Fiil | açıklamak için | بين | ayırmak, açıklamak, belli olmak |
| 9 | لَهُمۡۖ | Edat + İsim | onlar için | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 10 | فَيُضِلُّLemma: أَضَلَّ | Edat + Fiil | saptırır | ضلل | sapmak, şaşırmak |
| 11 | ٱللَّهُLemma: اللَّه | İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 12 | مَنLemma: مَن | İsim | kim | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 13 | يَشَآءُLemma: شاءَ | Fiil | diler | شيأ | istemek, dilemek; şey |
| 14 | وَيَهۡدِيLemma: هَدَى | Edat + Fiil | hidayet etti | هدي | yol göstermek, hidayet etmek |
| 15 | مَنLemma: مَن | İsim | kim | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 16 | يَشَآءُۚLemma: شاءَ | Fiil | diler | شيأ | istemek, dilemek; şey |
| 17 | وَهُوَLemma: هُوَ | Edat + İsim | ve o | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 18 | ٱلۡعَزِيزُLemma: عَزِيز | Edat + İsim | güçlü, aziz | عزز | güçlü olmak |
| 19 | ٱلۡحَكِيمُLemma: حَكِيم | Edat + İsim | hikmetli, hakim | حكم | hükmetmek; hüküm, hikmet |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.