Sûre 10 · Ayet 73
يونس
10. Yûnus Suresi · 73. Ayet
فَكَذَّبُوهُ فَنَجَّيْنَـٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِى ٱلْفُلْكِ وَجَعَلْنَـٰهُمْ خَلَـٰٓئِفَ وَأَغْرَقْنَا ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا ۖ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلْمُنذَرِينَ ﴿٧٣﴾
Fe kezzebuhu fe necceynahu ve men meahu fil fulki ve cealnahum halaife ve ağraknelleziyne kezzebu bi ayatina fenzur keyfe kane akıbetul munzerin.
Buna rağmen yine de onu inkâr ettiler. Biz de onu ve gemide kendisiyle beraber olanları kurtardık. Ve onları yeryüzüne halifeler yaptık. Âyetlerimizi inkâr edenleri ise suda boğduk. Bak işte uyarılanların akıbeti nasıl oldu
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فَكَذَّبُوهُLemma: كَذَّبَ | Edat + Fiil + İsim | yalanladılar | كذب | yalan söylemek, yalanlamak |
| 2 | فَنَجَّيۡنَٰهُLemma: نَجَّى | Edat + Fiil + İsim | sizi kurtardık | نجو | kurtulmak |
| 3 | وَمَنLemma: مَن | Edat + İsim | ve kim | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 4 | مَّعَهُۥLemma: مَع | İsim | ile beraber | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 5 | فِيLemma: فِي | Edat | i̇çinde | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 6 | ٱلۡفُلۡكِLemma: فُلْك | Edat + İsim | gemiler | فلك | gemi; yörünge/felek |
| 7 | وَجَعَلۡنَٰهُمۡLemma: جَعَلَ | Edat + Fiil + İsim | kıldı, yaptı | جعل | kılmak, yapmak |
| 8 | خَلَـٰٓئِفَLemma: خَلِيفَة | İsim | halifeler | خلف | arkada kalmak, ardından |
| 9 | وَأَغۡرَقۡنَاLemma: أُغْرِقُ | Edat + Fiil + İsim | boğmak | غرق | boğulmak / boğmak |
| 10 | ٱلَّذِينَLemma: الَّذِي | İsim | kimseler | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 11 | كَذَّبُواْLemma: كَذَّبَ | Fiil + İsim | yalanlar | كذب | yalan söylemek, yalanlamak |
| 12 | بِـَٔايَٰتِنَاۖLemma: آيَة | Edat + İsim | ayet, delil | أيي | alamet, işaret, ayet |
| 13 | فَٱنظُرۡLemma: نَظَرَ | Edat + Fiil | bakar | نظر | bakmak |
| 14 | كَيۡفَLemma: كَيْف | İsim | nasıl | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 15 | كَانَLemma: كانَ | Fiil | idi | كون | olmak, var olmak |
| 16 | عَٰقِبَةُLemma: عاقِبَة | İsim | akıbet, son | عقب | ardından gelmek |
| 17 | ٱلۡمُنذَرِينَLemma: مُنذَر | Edat + İsim | uyarmak, korkutmak | نذر | uyarmak, korkutmak |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.